top of page

KULÜPLERİN FUTBOLCULARINA PARA CEZASI UYGULAMASI
Hazırlayan: Av. M. Şekip Mosturoğlu

I.Futbol Kulüplerinin Profesyonel Futbolcularına Uyguladıkları Para Cezalarına İlişkin Düzenlemeler

Çoğunlukla karşılaşıldığı gibi ceza koşulu bir sözleşme yoluyla ortaya çıkabileceği gibi bir tüzel kişinin ana sözleşmesi, tüzüğü aracılığıyla da ortaya çıkabilir.[1] Buna uygun olarak Futbol Kulüplerinin, profesyonel futbolcularına uyguladıkları para cezalarına ilişkin iki hukuki düzenleme bulunmaktadır. Bu düzenlemeler şunlardır:

     (1) Kulüplerin İç Yönetmelikleri ve/veya Disiplin Talimatları (Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatı’nın 24(c)(d) maddesi.

     (2) Kulüpler ile futbolcular arasında imzalanan “Profesyonel Futbolcu Sözleşmeleri”.

Makalemizde CAS, FIFA ve TFF kararları doğrultusunda kulüplerin disiplin yönetmeliklerine dayalı olarak bağlısı futbolcular hakkında uyguladıkları para cezalarının uygulanma esaslarına ilişkin görüş ve düşüncelerimiz açıklanacaktır.

II.Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatı Uyarınca Futbol Kulüplerinin Profesyonel Futbolcularına Uyguladıkları Para Cezaları

A. Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatı’nın 24(c)(d). Maddesi Uyarınca Kulüplerin Disiplin Yönetmeliklerini/Talimatlarını TFF’ye Tescil Ettirmeleri ve Futbolculara Tebliğ Etmeleri

Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatı’nın “V. Tarafların Hak ve Yükümlülükleri” başlığını taşıyan 24. maddesinde kulüplerin yükümlülükleri düzenlenmiştir. Bu madde, “kulüpler, profesyonel futbolcu sözleşmesinin kendilerine yükledikleri edimlerin yanı sıra” ifadesi ile başlamaktadır. Madde metninin devamında, kulüpler için “sözleşme ile kendilerine yüklenen edimlere ilave olarak” başka bir takım yükümlükler de bentler altında düzenlenmiştir. Bu ilave yükümlüklerden ikisi konumuz ile alakalıdır. Söz konusu bentlerin metni şöyledir:

c) Kulüpler sezonun başlamasından en geç bir hafta önce, bir sonraki sezon uygulayacakları iç yönetmeliklerini ve/veya disiplin talimatlarını TFF’ye göndermek zorundadır. Kulüpler TFF’ye tescil ettirdikleri ve uygulayacakları iç yönetmeliklerini ve/veya disiplin talimatlarını imza karşılığında futbolcuya teslim veya noter aracılığı ile tebliğ etmek,

d) Futbolcularına verdikleri para cezalarına ait kararlarını, nedenleri, tutarları ve noterden onanmış karar örnekleri ile birlikte, karar tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde noter aracılığı ile futbolcuya ve TFF’ye bildirmek

zorundadır.

Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatı’nın 24. maddesinin (c) bendinin birinci cümlesinde kulüplerin bir sonraki sezon uygulayacakları disiplin talimatlarını TFF’ye göndermek zorunda oldukları yazılı ise de maddenin ikinci cümlesinden kulüplerin ayrıca disiplin talimatlarını TFF’ye “tescil” ettirmelerinin de gerekli olduğu anlaşılmaktadır.

Her ne kadar maddenin ikinci cümlesinde “tescilden” bahis edilmiş olsa da uygulamada “tescil” işlemi, kulüp tarafından TFF’na teslim edilen disiplin yönetmeliklerinin evrak kayıt defterine sayı ve tarih verilerek kaydı suretiyle yapılmaktadır. İstem halinde kaydın sayı ve tarihi ilgili kulübe yazılı olarak ayrıca verilmektedir. Yine uygulamada kulüpler, disiplin yönetmeliklerini futbolculara (elden teslimden imtina eden futbolcuları haricinde) bu konuya özel bir tebliğ evrakı imzalatmak suretiyle tebliğ ve/veya teslim etmektedir. Kulüpler, yabancı futbolcularına ise FİFA dillerinden birinde tercüme edilmiş disiplin yönetmeliği örneğini tebliğ ve/veya imza karşılığında teslim etmektedirler.

B.Futbolcuların Disiplin Yönetmeliklerine/Talimatlarına İtiraz Etmesi veya Bunları Tebellüğden İmtina Etmesinin Kulüplerinin Profesyonel Futbolcularına Uyguladıkları Para Cezaları Açısından Sonuçları

Bu noktada uygulamada sık karşılaşılmamakla birlikte futbolcuların kendilerine tebliğ ve/veya imza karşılığı elde teslim edilen disiplin yönetmeliğine itiraz etmesi ve/veya bu itiraz sebebi ile disiplin yönetmeliğini imza karşılığı elde teslimden ve/veya tebliğden imtina etmeleri halinde ya da itiraz kaydı ile disiplin yönetmeliğini teslim ve/veya tebliğ almaları halinde disiplin yönetmeliğinin, söz konusu bu futbolcular hakkında da uygulanıp uygulanamayacağının üzerinde düşünülmesi gerekmektedir. Kanaatimizce böyle bir durum her bir olaya özgü olarak değerlendirilmelidir. Disiplin yönetmeliğinin tamamına itiraz edilmesi ile disiplin yönetmeliğinin bir bölümüne itiraz edilmiş olması hallerinin biri birinden farklı olarak değerlendirilmesi gerekecektir. Futbolcuların, kulüpler ile yapmış oldukları sözleşmelerinde futbolcunun kulübün disiplin yönetmeliğine uyacağına, disipline dair ceza kararlarına uyacağına ilişkin genel düzenlemeler olduğu da düşünüldüğünde kulübün futbolcusunda disiplin cezası vermesi önünde bir engel bulunmamaktadır. İtiraz edilmiş disiplin yönetmeliğine dayanan ya da itiraz edilmiş olması sebebi ile bir disiplin yönetmeliğine dayanmayan disiplin cezasının tamamen geçersiz olduğunu söylemenin mümkün olmadığını düşünmekteyiz. Bu durumda futbolcu her ne kadar kulübün iç disiplin yönetmeliği ile tesis ettiği disiplin rejimini kabul etmemiş olsa da yine de sözleşmesel yükümlülüklerinin bir gereği olarak kendisine özel bir disiplin rejimine tabidir. Kulüp, bu özel disiplin rejimine dayanarak bağlısı futbolcu hakkında para cezası tatbik edilecektir. Kanaatimizce bu özel disiplin rejimi de FIFA, CAS, TFF hukuk organları tarafından oluşturulan içtihatsal ilkelere ve tabi ki yasa ve mahkeme kararlarına uygun şekilde denetlenecektir.

Kulüplerin disiplin yönetmelikleri, kulüp yönetim kurulunun (duruma göre dernek ya da anonim şirket yönetim kurulunun) tek taraflı hukuki bir tasarrufudur. Uygulanamadığı sürece, disiplin yönetmeliğine ilişkin yönetim kurulu kararlarına karşı önceden itiraz kaydı ileri sürmenin ya da disiplin yönetmeliğini tebliğ ve/veya teslimden imtina etmenin her hangi bir hukuki sonuç doğurmayacağı düşünülmektedir. Ancak uygulanması ve uygulamaya karşı hukuki yollara başvurulması halinde disiplin yönetmeliğinin içerdiği düzenlemelerin hukuka uygunluğu ayrıca hükme bağlanacaktır. Uygulamada kulüpler ile futbolcular arasında imzalanan Profesyonel Futbolcu Sözleşmelerinde bazı ciddi disiplin ihlalleri için sözleşme ile öngörülmüş özel cezai şartların da olduğu ve ihlal halinde sözleşme ile düzenlenen cezai şartın uygulandığı görülmektedir. Bu konu işbu makalemizde incelenmemiştir. Ancak sözleşmede, ciddi disiplin ihlalleri için öngörülmüş/düzenlenmiş özel cezai şartları da kulüp i disiplin yönetmeliği tahtında tatbik edilen para cezalarına benzer hukuki özellikler olduğuna dikkat çekmek isteriz.

III. Profesyonel Futbolcu Sözleşmeleri Uyarınca Futbol Kulüplerinin Profesyonel Futbolcularına Uyguladıkları Para Cezalarına İlişkin FIFA ve CAS Kararlarının Değerlendirilmesi

CAS veya FIFA, önüne gelen, sözleşmeden kaynaklanan, parasal ihtilaflarla yani futbolcular tarafından açılan alacak davalarıyla ilgili olarak, değişik hususları göz önünde bulundurarak, kulüp tarafından futbolcuya uygulanan para cezalarını değerlendirmektedir.

CAS, FIFA kararlarında, kulüp tarafından futbolcuya uygulanan para cezalarının değerlendirilmesinde dikkate alınan bazı özel hususlar şunlardır.

     (1) Futbolcunun kazandığı yıllık, aylık, haftalık, günlük ücret,

     (2) Disiplin ihlalinin ağırlığı,

     (3) Disiplin ihlalinin ağırlığı ile ücretten kesilen para cezasının toplam ücrete oranı,

   (4) Futbolcunun, kulübün iç disiplin uygulamasına karşı kendini savunma imkânının bulunup bulunmadığı,

     (5) Sözleşmedeki somut düzenlemeler,

    (6) Sözleşmenin imzası ve disiplin yönetmeliğinin kabulü sırasında futbolcunun bir avukatın veya futbolcu temsilcisinin yardımından yararlanıp yaralanmadığı.

Ancak bu hususları tek tek veya bir arada değerlendirmek suretiyle panel ya da hâkim kulüp tarafından futbolcu aleyhine tatbik edilen para cezasının oransallığına ve uygulanabilir olduğu karar verebilecektir. FIFA veya CAS tarafından futbolcu hakkında tatbik edilen para cezalarına ilişkin olarak yapılacak değerlendirmelerde (aksi taraflarca kabul edilmemiş olduğu takdirde) İsviçre Borçlar Kanunu’nun (SCO) 160-163 maddeleri düzenlemeleri özellikle 163. maddesi hukuki dayanak olacaktır. İsviçre Borçlar Kanunun 163. maddesi şu şekildedir:

  • Taraflar sözleşme ile cezai şart miktarını belirleme konusunda özgürdür.

  • Ceza Şart, cezai şartın hukuka, ahlaka aykırı bir amaca yönelik olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hale gelmesi durumunda talep edilemez.

  • Hâkim, aşırı gördüğü cezai şartı kendiliğinden indirebilir.

İsviçre Borçlar Kanunun 163. maddesinde düzenlenen cezai şartın miktarına, geçersizliğine ve indirilmesine ilişkin düzenlemenin bir benzeri Türk Borçlar Kanunu’nun “II. Ceza miktarı, geçersizliği ve indirilmesi” başlıklı 182. maddesinde bulunmaktadır. TFF hukuk organları da futbolcu hakkında tatbik edilen para cezalarına ilişkin olarak yapılacak değerlendirmelerinde TBK’nın 182. maddesine dayanacaktır. Türk Borçlar Kanunun 182. maddesinin metni şöyledir:

  • Taraflar, cezanın miktarını serbestçe belirleyebilirler.

  • Asıl borç herhangi bir sebeple geçersiz ise veya aksi kararlaştırılmadıkça sonradan borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple imkânsız hâle gelmişse, cezanın ifası istenemez. Ceza koşulunun geçersiz olması veya borçlunun sorumlu tutulamayacağı bir sebeple sonradan imkânsız hâle gelmesi, asıl borcun geçerliliğini etkilemez.

  • Hâkim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirir.

 

TBK madde 182/I’e göre taraflar ceza miktarını da istedikleri gibi kararlaştırabilirler. ceza koşulu kanuna, ahlaka, kişilik haklarına aykırı olmayacaktır. Yine imkânsız olması halinde de hükümsüz olacaktır.[2] Her ne kadar ceza koşulunun miktarını belirlemede taraflar özgür ise de güçlünün ekonomik olarak zayıfı ezerek ona ağır bir ceza koşulu kabul ettirmesi olanak içindedir.[3] Bunun için TBK.mad.182/II hükmü düzenlenmiştir. “Hakim, aşırı gördüğü ceza koşulunu kendiliğinden indirecektir.” Bu yolla hakim tarafların karşılıklı olarak belirledikleri ceza düzenlemesine müdahale etmektedir. Hakim gerek borçlunun gerekse alacaklının çıkar durumlarını tartmak yoluyla indirime karar verebilecektir. İndirim her olayın özelliğine göre gerçekleşir. [4] Ceza koşulu tutarının ne zaman aşırı sayılacağını ve ne miktara indirileceğini hakim tayin edecekse de ceza şartın fahiş olup olmadığı, tarafların iktisadi durumu, özel olarak borçlunun ödeme kabiliyeti ile beraber borçlunun borcunu yerine getirmemiş olması nedeniyle sağladığı menfaat, kusur derecesi ve borca aykırı davranışın ağırlığı ölçü alınarak tayin edilmeli ve hüküm altına alınan ceza miktarı, hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olarak tespit edilmelidir. [5] Hakim ceza koşulunun sadece miktarını indirmeye yetkilidir. Anderas von TUHR tarafından da belirtildiği üzere; hakim ceza koşulunu tamamen ortadan kaldıramaz yada başka nitelikte bir ceza ile değiştiremez. Borçlunun bir talebi bulunmasa dahi hakim bu yetkisini kendiliğinden kullanabilir. Borçlu cezai şartı evvelce tediye etmiş ise hakim artık bunu tenkis edemez. Hakimin tenkis kararı makable şamildir. [6]

Görüldüğü üzere gerek İsviçre Borçlar Kanunu’nda gerekse TBK’da sözleşme ile cezai şartın miktarı, geçersizliği ve indirilmesine ilişkin benzer hükümler bulunmaktadır. Bununla birlikte gerek CAS ve FIFA kararlarında gerekse TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu ve Tahkim Kurulu kararlarında para cezalarının oransallığına ilişkin olarak kullanılabilecek, uygulamaya ışık tutabilecek ilkesel bir karar henüz bulunmamaktadır.

Örneğin, CAS 2013/A/3426 sayılı Zamalek SC v Manuel Agogo kararında[7], futbolcu aleyhine kulüp tarafından tatbik edilen ciddi miktardaki para cezasını hukuka uygun bularak onamıştır. Karara konu olan olayda futbolcunun yıllık maaşı 1.000.000 Euro’dur. Kulüp oyuncusuna 52.000 Euro para cezası vermiştir. Bu para cezası futbolcunun yıllık maaşının yaklaşık %5’ine aylık maaşının ise yaklaşık %62’sine tekabül etmektedir. CAS kararında, futbolcunun disiplin ihlalinin ağırlığını (futbolcunun disiplin ihlali sebebi ile Federasyon tarafından futbolcuya verilen uzun süreli disiplin cezasını) dikkate almış ve kulübün futbolcuya vermiş olduğu 52.000 Euro para cezasını oransal ve hukuka uygun bulmuştur. Somut olayda aslında kulüp futbolcuya 72.000 Euro disiplin cezası verebilecekken bu miktarda cezaya değil 52.000 Euro para cezasına karar vermiştir

Zamalek SC v Manuel Agogo kararına konu olan olayda futbolcu oynadığı maçta rakip takım seyircisine uygunsuz bir harekete bulunmuş ve maçın ardından Federasyon Disiplin Kuruluna sevk edilmiştir. Federasyon Disiplin Kurulu futbolcuya üç maç müsabakadan men cezası almıştır.

Federasyon ayrıca futbolcuya 2.666 Euro’ya tekabül eden bir ceza kesmiş olup Federasyon tarafından kulübün hesabından tahsil edilen bu parayı kulüp futbolcunun hakkedişinden kesmiştir. Futbolcunun bağlı bulunduğu kulübü söz konusu disiplin ihlali sebebi ile ayrıca futbolcuya aralarındaki sözleşmeye dayanarak para cezası vermiştir. Futbolcu ile kulüp arasındaki sözleşmeye göre futbolcunun kendi kusuru sonucunda sebebiyet verdiği disiplin ihlali sebebi ile Federasyon tarafından disiplin kuruluna sevk edilmesi ve yapılan disiplin soruşturması neticesinde futbolcunun müsabakadan men cezası alması halinde Kulübün futbolcunun aldığı men cezası sayısı nispetinde futbolcunun hak edişlerinden kesme hakkı bulunmaktadır. Kulüp, futbolcunun almış olduğu men cezası süresine tekabül eden 26 gün için aylık ücreti üzerinden 26/31 nispetinde bir para cezasına hükmetmişse de futbolcunun bu cezaya itiraz etmesi üzerine kulüp cezayı iki katına çıkarmıştır.

Futbolcu, cezanın iptali istemi ile FIFA’ya başvurmuştur. FIFA, futbolcu ile kulüp arasındaki sözleşmede yapılan düzenlemenin muğlak olduğunu, düzenlemenin futbolcunun müsabaka oynayamadığı günler toplamı kadar (yani üç gün) olarak anlaşılması gerektiğini değerlendirmiştir. Yine FIFA, futbolcuya kulübü tarafından verilen para cezasının, aynı fiil için futbolcuya federasyon tarafından verilen para cezasına nispetle orantısız olduğuna karar vermiştir.

CAS ise futbolcu ile kulüp arasındaki sözleşmede yapılan düzenlemenin muğlâk olmadığını aksine açık bir düzenleme olduğunu, düzenlemenin ağır olmakla birlikte, düzenlemenin içinde bulunduğu sözleşmenin yapılması sürecinde, futbolcunun avukatları ile temsil edilmiş olduğunu ve bu kişilerin danışmanlığından istifade etmiş olduğunu tespit etmiştir. Ayrıca futbolcu, Federasyon tarafından sevk edildiği disiplin yargılamasında cezalandırılmış olmakla birlikte Federasyonunun bu kararına karşı hukuki başvuru yapma hakkı Federasyon tarafından futbolcuya tanınmıştır. Futbolcu Federasyon tarafından hakkında yürütülen disiplin sürecinde kulübü tarafından desteklenmiş ve fakat son tahlilde Federasyon tarafından futbolcu aleyhine verilen cezaya karşı futbolcu tarafından yapılan itiraz red edilmiş ve bu şekilde ceza kesinleşmiştir. Futbolcu men cezası almış olduğu 3 müsabakanın oynandığı 26 günlük zaman diliminde kulübün antrenmanlarına çıkmış ve kulübe karşı bu şekilde edimini ifa etmiş ise de 26 günlük zaman diliminde 3 maçta oynayamamıştır.

Futbolcu ile kulüp arasındaki sözleşmede bu durumda kulübün futbolcunun hak edişlerinden ceza süresi kadar kesinti yapmasına yetki veren bir düzenleme bulunmaktadır. Sonuç olarak Panel, bu davada Kulüp tarafından kesilen 52.000 Euro para cezasını taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun ve geçerli bulmuştur.

FIFA veya CAS tarafından futbolcu hakkında tatbik edilen para cezalarına ilişkin olarak yapılacak değerlendirmelerde (aksi taraflarca kabul edilmemiş olduğu takdirde) İsviçre Borçlar Kanunu’nun 323. maddesi bir başka hukuki dayanak olarak karşımıza çıkmaktadır. İsviçre Borçlar Kanunu’nun 323(a) maddesi şu şekildedir:

  • Özel bir sözleşme, standart iş sözleşmesi ve toplu iş sözleşmesi kapsamında yapılan düzenlemeye uygun olarak işveren işçinin maaşının bir bölümünü para cezası olarak kesebilir.

  • Kesilen miktar işçinin maaşının 1/10’nu geçemez ve işveren tarafından kesilen kümülatif toplam işçinin bir haftalık maaşını aşmamalıdır. Ancak daha yüksek oranlar sözleşme ile kararlaştırılabilir.

  • Özel bir anlaşmayla aksi kararlaştırılmadığı sürece kesilen miktar işverenin talepleri için güvence teşkil edecektir ve cezai şarttan ziyade sözleşmesel ilişki boyutu olarak ele alınacaktır.

Ancak görüldüğü üzere Panel yukarıdaki olayda İsviçre Borçlar Kanun’un 323(a) maddesindeki düzenlemede yazılı oranın çok üstünde verilmiş para cezasını sözleşme hükümlerine uygun ve geçerli bir ceza olarak kabul etmiştir. Bir kere daha hatırlatmamız gerekirse olayımızda kulüp tarafından futbolcu aleyhine verilen para cezası futbolcunun yıllık maaşının yaklaşık %5’ne aylık maaşının ise yaklaşık %62’sine tekabül etmektedir. Panel, bu kararı verirken sözleşmede yapılan özel düzenlemeyi esas almıştır. Dikkat edilmelidir ki sözleşmedeki düzenleme, sözleşme sürecine futbolcunun avukatları ile katılması ve avukatlarından hukuki destek ve danışmanlık almış olması sebebi ile panelce geçerli bir düzenleme olarak kabul edilmiştir. Yine Panel, bu olayda, futbolcunun disiplin ihlali sebebi ile müsabaka oynamayacağı sürenin aylık ücretine 26/31 şeklinde hesaplanması suretiyle belirlene cezanın oransal olduğuna karar vermiştir.

CAS bir başka dosyada ise (2016/A/4381)[8], kulüp tarafından futbolcuya verilen para cezasına, futbolcu tarafından FIFA’ya yapılan itiraz üzerine FIFA Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (DRC-Dispute Resolution Board) tarafından verilen ve futbolcunun talebini kısmen kabul eden kararı kulüp lehine azaltmak suretiyle düzelterek yeni bir karar vermiştir.

CAS bu davada nihai karar verebilmek için sırasıyla üç hususta değerlendirme yapılarak tespitte bulunulmasının gerekliğine dikkat çekmiştir. Bu üç husus şunlardır:

  • Futbolcu, kulübün disiplin yönetmeliğine (disiplin rejimine) tabi midir.

  • Eğer futbolcu kulübün disiplin yönetmeliğine (disiplin rejimine) tabi ise yargılamaya konu olayda bu yönetmeliğe göre futbolcu aleyhine kulüp tarafından bir para cezası tayini mümkün müdür.

  • Bu yönetmeliğe göre futbolcu aleyhine kulüp tarafından bir para cezası tayini mümkün ise kulüp tarafından futbolcu aleyhine verilen para cezası işlenen disiplin suçuna göre oransal mıdır.

CAS bu kararında, cezanın dayanağı olan, kulüp disiplin yönetmeliğini, futbolcunun kabul etmiş olmasının, kulüp tarafından futbolcu aleyhine para cezası verilmesini meşru kıldığını değerlendirmektedir. Bu husus son derece önemlidir. Zira makalemizin başında kulüp disiplin yönetmeliğine futbolcu tarafından itiraz kaydının ileri sürülmüş olması veya futbolcunun kulüp disiplin yönetmeliğini tebliğden ve/veya teslimden imtina etmesi halinde bu durumun disiplin talimatının uygulanmasına etkisinin ne olacağının tartışılması gerektiği düşüncesinde olduğumuzu ifade etmiştik. Disiplin yönetmeliğinin uygulanması ve uygulamaya karşı hukuki bir sürece başvurulması halinde itiraz kaydı ileri sürülmüş ve/veya tebliğden ve/veya teslimden imtina edilmiş disiplin yönetmeliğinin söz konusu futbolcu hakkında uygulanamayacağı tartışmasızdır.

Nitekim bu husus yukarıda alıntı yapılan CAS kararında açıkça değerlendirilmiş ve ancak futbolcunun disiplin yönetmeliği ile oluşan disiplin rejimine tabi olmayı açık rızası ile kabul ettiği durumlarda futbolcunun maaşından para cezası kesilmesinin meşru olacağına hükmedilmiştir[9]. Uygulamada bu sonuçtan kulüple futbolcu arasında yapılan profesyonel futbolcu sözleşmesine hüküm koyulmak suretiyle aşılmaya çalışıldığı görülmektedir.

Kulüpler, sözleşmelere, futbolcunun kulüp disiplin yönetmeliğini kabul ettiğine ilişkin düzenlemeler yapmakta ve bu sözleşme düzenlemesinin imza edilmesi suretiyle sonradan futbolcunun disiplin yönetmeliğine itiraz kaydı ileri sürmesinin veya tebliğden ve teslimden imtina etmesinin sonuçlarının ortadan kaldırılması düşünülmektedir. Kanaatimizce sözleşmenin imzasından sonra yürürlüğe giren kulüp disiplin yönetmeliğine sözleşmede düzenleme yapmak suretiyle futbolcunun peşin olarak rızasının sağlanması mümkün değildir. Sözleşmede yapılan düzenleme ancak kulüp ile söz konusu futbolcu arasında özel bir disiplin rejiminin tesisini mümkün kılar. Her halükarda kulübün, futbolcusuna, FIFA, CAS, TFF UÇK ve TFF Tahkim Kurulu, yasa ve mahkeme kararlarında belirlenmiş ilkelere uygun bir şekilde sözleşme ile aralarında kurulmuş özel disiplin rejimine göre para cezası verme yetkisi bulunduğu düşüncesindeyiz.

Kulüp tarafından, iç disiplin yönetmeliğine dayalı olarak (genel) bir disiplin rejimi kurulabilmesi için futbolcunun, kulüp disiplin yönetmeliğine açık rızasının sağlanması hukuki bir zorunluluktur. İtiraz kaydı ileri sürülmüş ya da futbolcu tarafından tebliğ ve/veya teslimden imtina edilmiş bir disiplin yönetmeliği ile tesis edilmiş (genel) disiplin rejiminin futbolcu için her hangi bir şekilde bağlayıcılığı olmayacak, futbolcu için bağlayıcılığı olmayan disiplin rejimine dayanan para cezalarının da hukuki geçerliliği bulunmayacaktır.

CAS, (2016/A/4381) sayılı kararında, kulüp iç disiplin yönetmeliği ile oluşan (genel) disiplin rejiminin futbolcunun açık rızası kabul edilmiş olduğunu tespit ettikten sonra futbolcunun kulüp disiplin yönetmeliğini ihlal ettiğini ve bu ihlal sebebi ile kulüp tarafından futbolcu aleyhine disiplin cezasına hükmedilebileceğini değerlendirmiştir. CAS bu değerlendirmesi sonrasında kulüp disiplin yönetmeliğinde cezaya konu disiplin ihlali üzerine kulüp tarafından futbolcu aleyhine verilebilecek para cezasının alt sınırının belirlenmiş olduğunu ve fakat futbolcu aleyhine verilebilecek para cezasının üst sınırının belirlenmemiş olduğunu tespit etmiş ve bu durumu ölçüsüz bularak kulüp tarafından futbolcu aleyhine verilmiş para cezasını oransal olarak indirmiştir.

Görüldüğü üzere CAS tarafından bir kere daha para cezasına ilişkin olarak oransallık değerlendirmesi yapılmış[10]; fakat önceki kararından farklı olarak bu kararda verilen cezanın futbolcunun yıllık maaşına veya aylık oranına nispetle oransal olup olmadığına bakmamıştır.

Oysa bu dosyaya konu olayda kulüp tarafından futbolcu aleyhine verilen para cezası, yukarıda değinilen CAS kararındaki parametrelere göre ister futbolcunun yıllık maaşı baz alındığında isterse aylık maaşı baz alındığında oransal kabul edilmeliydi. Söz konusu bu CAS kararında, tek hakemden oluşan panel, taraflarca sözleşmede yapılmış bir düzenlemeden hareket etmiş, kendisi bir hesaplama parametresi belirlemiş ve bu parametreye uygun olarak oransal olduğunu düşündüğü bir para cezasına hükmetmiştir.

Bu haliyle kulüp tarafından futbolcu aleyhine verilmiş bir para cezasının geçerliliği ve oransallığı hususunda kesin bir parametre olmadığını ve bu sebeple her olayın kendi özelliğine ve olayı değerlendiren panelin kanaatine uygun olarak karar verilebileceğini söylememiz mümkündür.

CAS ve FIFA kararlarında dikkat çeken en önemli hususlardan birisi de şüphesiz futbolcuya, aleyhine verilen para cezasına konu disiplin sürecinde yeterli savunma hakkının verilmiş olup, olmadığı hususudur. Ülkemiz uygulamasında futbolcular aleyhine kulüpler tarafından verilen para cezalarına ilişkin disiplin süreçlerinin büyük bir kısmında kulüp tarafından futbolcuya savunma hakkı dahi verilmemektedir. Kulüpler, disiplin ihlali üzerine, tek taraflı olarak futbolcu aleyhine para cezasına hükmetmekte ve söz konusu cezayı futbolcunun kulüp nezdinde doğmuş ilk hak edişinden mahsup etmektedir. Futbolcuya aleyhine başlatılan disiplin sürecinde futbolcuya etkin olarak savunma hakkının tanınmamış olması futbolcu hakkında berilmiş para cezasının hukuki geçerliliğini ortadan kaldıracaktır. Keza takım futbolcularının aynı anda ve aynı gerekçe ile cezalandırılmaları, futbolcuların maç neticeleri sebebi ile cezalandırılması ya da futbolcunun bir maçtaki sportif performansı sebebi ile para cezası ile cezalandırılması durumunda da verilen para cezalarının geçerliliğinden söz edilemeyecektir.[11] Yine kulüplerin futbolcunun muaccel olmuş hakkedişlerini ödememek, futbolcunun hak edişinin ödememesine bağlanmış hukuki sonuçları talep hakkını ortadan kaldırmaya yönelik olduğu açık, para cezalarının da geçerliliği bulunmayacaktır. Futbolcunun takımla ilişkisinin kesilmesinin ardından özellikle futbolcu tarafından sözleşmenin haklı sebeple tek taraflı feshi sonrasında, kulüp tarafından futbolcu aleyhine verilen para cezaları da benzer şekilde hukuki geçerlilik taşımayacaktır.

Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatı’nın 24(d) maddesinde yapılan düzenleme gereğince ayrıca kulüpler futbolcularına verdikleri para cezalarına ait kararlarını, nedenleri, tutarları ve noterden onanmış karar örnekleri ile birlikte, karar tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde noter aracılığı ile futbolcuya ve TFF’ye bildirmek, zorundadır. Bu maddede yazılı zorunlulukların kulüp tarafından yerine getirilip getirilmemiş olduğu hususu da cezanın geçerliliği bakımından önemlidir. TFF Tahkim Kurulunun E.2006/64, K.2006/106, T.04.05.2006 sayılı kararında [12] Kurul, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatının söz konusu maddesinde sözü edilen şekil şartlarına uygun olmayan ceza kararlarının hukuken hüküm ifade etmeyeceğini değerlendirerek sözü edilen şekil şartlarına uygun olarak verilmemiş olan ceza kararlarının geçersiz olduğu sonucuna varmıştır. TFF Tahkim Kurulunun E.2006/267, K.2006/306, T.09.11.2006 sayılı kararında da[13] “karar tarihinden 20 gün sonra notere onaylatılıp gönderilen ceza kararı, şekle uygun düzenlenmediği için dikkate alınmamıştır.” denmektedir.

Yargıtay 13.HD. 09.11.2017 tarihli kararında[14] (Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatı’nın 24(d) maddesinde TFF Yönetim Kurulu tarafından yapılan değişiklik öncesine ilişkin bir ihtilafta) kulüp tarafından futbolcu aleyhine verilen para cezasının geçerliliğinin Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatı’nın 24. maddesinin (d) bendinde yazılı zorunlulukların kulüp tarafından yerine getirilmiş olması şartına bağlamıştır.

Verilen cezanın bildirimine ilişkin Talimatın 24. maddesinin (d) bendinde düzenlenen kulüp bakımından ifası zorunluluk olan şartlar bu sebeple geçerlilik şartı olarak kabul edilmelidir[15].

TFF Tahkim Kurulu ise bir kararında UÇK’nın, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatının 24. maddesinin (c) bendinde yazılı süreye ilişkin değerlendirmesini yeniden ele almıştır[16].

UÇK, Kulüp Disiplin Yönetmeliğinin Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatının 24/c maddesi uyarınca Kulübün yer aldığı 1. Ligde, futbol sezonunun başladığı 22 Ağustos’tan 1 hafta önce Federasyona gönderilmesi gerekirken 20 Ağustos’ta Federasyona sunulmuş olması nedeniyle kulüp tarafından futbolcuya para cezası verilemeyeceğini değerlendirerek cezayı geçersiz kabul etmiştir[17]. Buna karşın TFF Tahkim Kurulu, kulüp disiplin yönetmeliğinin Talimatta öngörülen süreden birkaç gün sonra Federasyona sunulmuş olmasının, ceza kararının geçersizliğine yol açacak bir eksiklik olarak görülmesinin, amaca uygun yorum ilkesine aykırılık teşkil ettiği gerekçesi ile UÇK’nın kabulünü yerinde bulmamıştır. TFF Tahkim Kurulunun, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatının 24. maddesinin (c) bendinde yazılı, hiçbir tartışmaya mahal vermeyen söz konusu bu düzenlemeyi neden “yorumlamak” mecburiyetinde kaldığını anlayamamaktayız. Ayrıca Kurulun, Talimatın açık düzenlemesini bu şekilde yorumlayarak, Talimat ile belirlenmiş kesin süreyi genişletmesine dayalı kararına da katılmıyoruz. Kanaatimizce TFF Tahkim Kurulunun da tıpkı Yargıtay 13.Hukuk Dairesinin kararında olduğu gibi kulüp tarafından futbolcu aleyhine verilen para cezasının geçerliliğini, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatının 24. maddesinin (c) bendinde yazılı zorunlulukların kulüp tarafından yerine getirilmiş olması şartına bağlaması ve kulüp disiplin yönetmeliğinin, Talimatta düzenlenmiş süre içinde Federasyona göndermesini ve tescil ettirilmesini geçerlilik şartı olarak kabul etmesi gereklidir

TFF Tahkim Kurulu, değerlendirmesinin devamında futbolcunun sağlık kurumlarından almış olduğu raporlar ile kulüp çalışmalarına katılmamış olmasını (toplam altı adet) raporların düzenlendiği yerleri (İstanbul, Çeşme, Urla, Çeşme, Muğla’da bulunduğu ve bu dönemde kulüple fiilen ilişkisini kestiğini) göz önünde bulundurarak inandırıcı ve samimi bulmamıştır. Bu değerlendirme doğrultusunda Kurul, kulüp tarafından futbolcu aleyhine verilen cezayı geçerli saymış ve para cezasının futbolcunun alacaklarından mahsup edilmesine karar vermiştir.

Kurulun yukarıda izah edilen zorlama yorum ile talimat ile belirlenmiş kesin süreyi kulüp lehine değiştiren yorumuna katılmamız mümkün olmadığı gibi resmi sağlık kurumlarından verilmiş raporları sırf verildiği yerleri göz önünde bulundurarak inandırıcı ve samimi bulmamasına da katılmamız mümkün değildir.

Keza futbolcunun yıllık ücretinin 280.000 TL olduğu gerçeği karşısında Kulübün, futbolcu aleyhine tatbik edilmesine karar verdiği 27.000 TL para cezasının da futbolcunun ücretine nazaran oransal olmadığı düşüncesindeyiz[18].

IV. Kulüp Tarafından Futbolcular Aleyhine Verilen Para Cezalarına Karşı Futbolcuların Başvuru Yolları

Kulüpler tarafından futbolcular aleyhine verilen ve hatta futbolcunun hak edişinden kesilmek suretiyle tahsil edilen para cezalarının iptali hususunda açılmış bir dava tespit edilmemiştir.

Futbolcular kulüp ile arındaki sözleşme devam ederken para cezalarına itiraz edip dava açmamaktadır. Bunun yerine futbolcular genelde kulüpleri ile olan sözleşmelerinin sona ermesinin ardından kulüplerinden olan alacaklarının tahsili amacıyla hukuki süreç başlattıklarında ceza kararına istinaden kulüpleri tarafından hak edişlerinden mahsup edilen tutarları da aynı alacak içinde dava etmekte, kulüplerin davaya verdikleri cevapta söz konusu edilen bu cezanın futbolcunun genel alacağı içinden mahsup edilmesi gerektiği savunması üzerine,  sözleşme dönemi içerisinde kulüp tarafından futbolcu aleyhine tatbik edilen para cezasının hukuki geçerliliği tartışma konusu edilmektedir.

TBK’nın 146. maddesine “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça her alacak 10 yıllık zamanaşımına tabidir”. Bu düzenleme tahtında, futbolcuların, kulüpleri ile aralarındaki sözleşmelerinden doğan alacakları için muaccel olduğu tarihten itibaren 10 yıl içinde dava açabilmeleri mümkündür. Uygulamada futbolcular, sözleşme ile bağlı bulundukları kulüpleri tarafında verilmiş para cezalarına karşı, sözleşme süreleri içinde dava açmamaktadır. Bunun yerine sözleşmelerinin sona ermesi beklemekte ve ardından ceza miktarı için alacak davası açmaktadır. Haklarında açılan alacak davasında, davalı kulüpler yapmış oldukları savunmalarında sözleşme dönemi içerisinde futbolcu aleyhine tatbik edilen para cezasının davada talep edilen alacaktan mahsubunu talep etmektedir. Ancak bu aşamada yerine göre FIFA, CAS, TFF UÇK, TFF Tahkim Kurulu önünde sözleşme dönemi içinde tatbik edilen cezanın geçerliliği tartışılmakta ve olaya göre bir karar verilebilmektedir.

TFF UÇK’nın futbolcu X tarafından açılan alacak davasında[19], davacı futbolcu, kulübünden, 18.08.2014 başlangıç ve 31.05.2017 bitiş tarihli Profesyonel Futbolcu Sözleşmesinden, doğan alacakları toplamı, 1.000.000 TL’nin sözleşmede belirtilen vade tarihlerinden itibaren her bir taksit için ayrı ayrı işletilecek en yüksek faizi ile birlikte davalı kulüpten tahsil edilerek ödenmesini, her türlü yargılama gideri, masraf ve vekalet ücretinin davalı kulübe yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı W kulübü, davaya cevabında, 1.000.000 TL borcu olduğunu kabul etmekle birlikte futbolcuya 19.01.2017 tarihinde 250.000 TL ve 22.05.2017 tarihinde 50.000 TL ceza kesilerek tebliği edildiğini, bu ceza miktarı kadar takas mahsup haklarını kullandıklarını, bu nedenle davacının dava dilekçesi ile talep ettiği miktarda bir borcu olmadığını, bu nedenle davacı futbolcunun haksız talebinin reddine, faiz talebinin reddine, avukatlık ücreti ve yargılama giderinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

Görüldüğü üzere TFF UÇK önündeki dava futbolcu tarafından açılmış bir alacak davasıdır. Dava davacı futbolcu X tarafından davalı W kulübü ile aralarında olan sözleşmenin sona ermesi üzerine açılmıştır. Davacı futbolcu, W kulübünün cevabı üzerine davalı kulüp tarafından futbolcu hakkında tesis edilen cezaların haksız, kötü niyetli, davacı futbolcunun alacaklarını ortadan kaldırmaya yönelik olduğunu, söz konusu para cezalarının ceza talimatına da aykırı olduğunu savunma olarak ileri sürmüştür.

UÇK, uyuşmazlığa konu olayı değerlendirmiş ve futbolcunun sözleşmeden kaynaklanan 1.000.000 TL alacak konusunda uyuşmazlık olmadığına karar vermiştir. Ayrıca UÇK uyuşmazlığın davalı kulübün davacı futbolcu hakkında tesis ettiği para cezalarının takas mahsup kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği davacı futbolcu hakkında tesis edilen cezaların usul ve esası açısından ilgili talimat, mevzuat, içtihat ve futbola özgü uygulamalara uygun olup olmadığı, ceza miktarının tayininde isabetsizlik bulunmadığı noktasına olduğuna karar vermiştir.

UÇK, usul açısından yaptığı değerlendirmede, Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatının 24. maddesine uygun olarak

      (1) Kulüp Disiplin Yönetmeliğinin davacı futbolcuya tebliğ edilmiş olduğunu,

    (2) Davacı futbolcu hakkında tesis edilen cezaya ilişkin yönetim kurulu kararının futbolcuya tebliğ edilmiş olduğunu,

tespit ile ceza tayininde usule aykırı bir yön olmadığına karar vermiştir. Bu kararının ardından bu defa UÇK, kulübün disiplin yönetmeliğine göre futbolcu hakkında kulübün para cezası verip veremeyeceğini, kulübün para cezası verebileceğinin kabulü halinde ise vermiş olduğu para cezasının orantılı olup olmadığı hususunda bir değerlendirmede bulunmuştur.

UÇK, bu değerlendirmesi sonucunda, kulüp tarafından, futbolcu hakkında tatbik edilen, 19.01.2017 tarih ve 250.000TL miktarındaki para cezasına konu olan somut olay bakımından; kulübün, futbolcuya para cezası veremeyeceği kanaatine varmıştır. UÇK değerlendirmesine göre para cezasına konu somut olayda, davacı kulübün değerlendirmesinin aksine Kulüp Disiplin Yönetmeliğini ihlal eden birden fazla eylem değil tek bir eylem vardır. Bu nedenle UÇKl, söz konusu tek bir eylem için kulübün eylemde tekerrür halinin bulunduğu varsayımıyla uyguladığı şekilde disiplin yönetmeliğinin ilgili hükmünün futbolcu aleyhine olacak şekilde tatbikini mümkün görmemektedir. Kaldı ki UÇK somut olayda, kulüp disiplin yönetmeliğinin futbolcu tarafından ihlal edilmemiş olduğu kanaatindedir. Görüldüğü üzere UÇK bu cezaya ilişkin olarak hem kulüp disiplin yönetmeliğinin ilgili düzenlemesinin somut olayda uygulanabilirliği hem de cezaya konu futbolcu eyleminin bir disiplin ihlali sayılıp sayılamayacağı hususunda ayrı ayrı değerlendirmede bulunmuştur.

Kurul, kulüp tarafından, futbolcu aleyhine tatbik edilen 22.05.2017 tarih ve 50.000 TL miktarındaki para cezasına konu olan somut olay bakımından; kulübün, futbolcuya ceza verebileceği kanaatine varmıştır. UÇK bu değerlendirmesinin ardından bu defa kulüp tarafından futbolcu hakkında verilen ceza miktarının, disiplin yönetmeliği ve taraflar arasındaki sözleşme tahtında yeniden hesaplamasını yapmış ve yaptığı hesaplama sonucunda, kulüp tarafından hesaplamada yanlışlık yapıldığı sonucuna varmıştır. Kurul tarafından yapılan hesaplamaya göre futbolcuya kulüp tarafından somut olaydaki disiplin ihlali sebebi ile verilebilecek ceza 45.000 TL’dir.

UÇK, bu cezaya ilişkin olarak diğer cezada olduğu gibi hem kulüp disiplin yönetmeliğinin ilgili düzenlemesinin somut olayda uygulanabilirliği hem de cezaya konu futbolcu eyleminin bir disiplin ihlali sayılıp sayılamayacağı hususunda ayrı ayrı değerlendirmede bulunmuştur. Bunun yanı sıra kurul, kulüp tarafından futbolcu hakkında verilen para cezasının hesaplanmasını da denetlemiş ve bunun sonucunda hesaplamanın yanlış yapılmış olduğuna karar vermiştir.

İncelenen bu kararda, kurulun, futbolcu hakkında kulüp tarafından uygulanan para cezasına ilişkin olarak çok kapsamlı bir değerlendirmede bulunduğu görülmekle birlikte cezanın oransallığı hususunda her hangi bir değerlendirmede bulunmamış olması kanaatimizce önemli bir eksikliktir.

V. Sonuç

Uygulamada futbolcular tarafından, kulüpleri aleyhine açılan alacak davalarında sıkça rastladığımız, kulüp iç disiplin yönetmeliğine dayalı olarak tatbik edilen para cezalarına ilişkin, uygulanabilirlik, oransallık gibi hususlarda ilkesel bir karar bulunmadığını, her olayda olaya özgü kararların bulunduğunu söyleyebiliriz. Ancak yukarıda aktarılan kararların bir arada değerlendirilmesi suretiyle kulüp iç disiplin yönetmeliklerine dayalı olarak tesis edilen kulüp içi genel disiplin rejimin esaslarının kolaylıkla anlaşılabileceği düşüncesindeyiz. Özelde Türk Hukuku uygulamasında TFF Tahkim Kurulu ve Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun önüne gelen konuya ilişkin ihtilaflarda Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatı’nın 24. maddesinin (c) ve (d) bendinde yazılı şekil şartlarını farklı olarak ele aldığını (d) bendinde yazılı şekil şartını kulüpler bakımından mutlak bir zorunluluk ve ceza bakımından geçerlilik şartı olarak kabul ederken (c) bendinde yazılı şekil şartı bakımından daha esnek kararlar verdikleri ve “amaca uygun yorum” şeklinde isimlendirilen hiçbir objektif kritere bağlı olmayan bir yorum suretiyle olayı ele aldıkları görülmektedir. Kanaatimizce talimatın (c) ve (d) bendindeki şekil şartlarının her iki bent bakımından da kulüpler bakımından mutlak bir zorunluluk ve ceza bakımından ise geçerlilik şartı olarak kabulü gereklidir.

Uygulamamızda para cezalarına ilişkin olarak kurulların yapmış olduğu tenkisin de her hangi bir kriterinin bulunmadığı, kararlarda oransallık ilkesinin hiçbir şekilde gözetilmediği görülmektedir. FİFA ve CAS uygulamasına benzer bir şekilde ceza miktarının futbolcunun yıllık, aylık ve günlük hakkedişine oranlanarak prensip olarak belirlenecek bir oranın üzerinde para cezası verilmeyeceğine ilişkin prensip kararının da TFF Tahkim Kurulu ve/veya Uyuşmazlık Çözüm Kurulu tarafından alınması gerektiği düşüncesindeyiz.

Son olarak kulüpler tarafından iç disiplin talimatı düzenlemeleri ile oluşturulan kulüp disiplin sistemine futbolcunun tabii olup olmadığı hususun da para cezalarına ilişkin kararlarda kapsamlı bir şekilde değerlendirilmesinin ve hatta bu değerlendirmenin para cezalarına ilişkin kararlarda prensip olarak daha en başından yapılması gerektiği düşüncesindeyiz.

Kaynakça

  • Anreas von Tuhr Borçlar Hukukunun Umumi Kısmı C.1-2, Ankara, 1983

  • Kemal Oğuzman/Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler C.2, İstanbul 2012

  • Kenan Tunçomağ, İstanbul 1963

  • Çağlar Özel/Erol Cansel, İstanbul, 2015

  • TFF Profesyonel Futbolcuların Statüsü ve Transfer Talimatı (www.tff.org)

  • TFF Tahkim Kurulu Örnek Kararları (19.01.2006 – 14.02.2008) Editörler Av.Türker Arslan – Doç.Dr.Ümit Kocasakal,

  • Yargıtay 13. HD, E.2015/504,    K.2016/5643,    T.23.02.2016 (www.kazanci.com.tr)

  • Yargıtay 13. HD, E. 2017/6580, K. 2017/10732, T.09.11.2017 (www.kazanci.com.tr)

 

 

[1] Kommentar/Ziegler, Art. 160,Nr. 2.; Bucher, Obligationenrecht, s. 521; BGE 80 II 133. aktaran Cansel/Özel, Türk Borçlar Hukukunda Ceza Koşulu s.716

[2] Oğuzman/Öz, Borçlar Hukuku, s.507; Tunçomağ, Türk Hukukunda Cezai Şart, s. 69, 85

[3] Cansel/Özel Türk Borçlar Hukuku, s.731

[4] a.g.e., s.732

[5] Yargıtay 13.H.D., E.2015/504, K.2016/5643, T.23.02.2016

[6] TUHR, Borçlar Hukukunun Umumi Kısmı, s.771

[7] Kararın metni için bkz. Arbitration CAS 2015/A/4217 Zamalek FC v. Ricardo Alves Fernandes, award of 20 September 2016: https://jurisprudence.tas-cas.org/Shared%20Documents/4217.pdf (19.8.2018).

[8] Kararın metni için bkz. Arbitration CAS 2016/A/4381 Besiktas Futbol Yatirimlari Sanayi ve Ticaret A.Ş. v. Manuel Henrique Tavares Fernandes, award of 12 July 2016: https://jurisprudence.tas-cas.org/Shared%20Documents/4381.pdf (19.8.2018).

[9] Tek hakemin bu değerlendirmesinin temel argümanı, kulübün disiplin yönetmeliğinin, futbolcunun dilinden olan nüshasının futbolcu tarafından her sayfasının imzalanmış olmasıdır.

[10] CAS, Bakaye Traore ile Bursaspor Kulübü arasındaki ihtilafta kulüp tarafından futbolcuya verilen para cezasının orantılı olup olmadığı hususunu değerlendirmiştir. CAS hakem heyeti, kulüp disiplin yönetmeliğinde antrenmana katılmama cezasını futbolcunun maaşından %5 kesinti yapmak olarak belirlemiştir. Bu nedenle CAS hakem heyeti, futbolcunun 2-6 Eylül tarihleri arasında antrenmanlara katılmamasını tekrar eden ihlaller olarak değerlendirmemiş ve futbolcunun 2-6 Eylül tarihleri arasında antrenmanlara katılmamasının futbolcunun maaşından %5 kesintiye neden olacak tek bir ihlal olduğuna karar vermiştir. CAS hakem heyetine göre tekrar eden bir suçlamadan bahis edebilmek için futbolcuya daha önce benzer bir eyleminden dolayı ceza verilmiş olması gerekmektedir. Ancak CAS hakem heyeti, olayda kulübün futbolcuya 1-6 Eylül tarihleri arasındaki antrenmanlara katılmaması sebebi ile 16 Eylül 2016 tarihinde tek bir ceza verdiğine dikkat çekmiştir. Bu nedenle CAS hakem heyeti, futbolcuya kulübü tarafından verilen 100.000 Euro para cezasının orantısız bir ceza olduğunu ve futbolcuya kulübü tarafından verilebilecek cezanın futbolcunun maaşının %5 olması gerektiğine karar vermiştir.

[11] TFF tahkim Kurulu, 18.08.2011 tarih E.2011/264, K.2011/279 sayılı kararında, Kulüp İç Yönetmeliği ve Disiplin Talimatında; kulübün iç saha galibiyetlerinde futbolcularına prim ödenmesini, buna karşılık iç saha mağlubiyetlerinde ise futbolcularına para cezası kesmesini, geçerli olarak kabul etmiştir.

[12] TFF Tahkim Kurulu Örnek Kararları (19.01.2006 – 14.02.2008) Editörler Av.Türker Arslan – Doç.Dr.Ümit Kocasakal, s.392

[13] a.g.e. s.453

[14] Yargıtay 13. HD, E. 2017/6580, K. 2017/10732, T.09.11.2017.

[15] Bu karara konu olayda kulüp tarafından futbolcu aleyhine verilen cezanın dayanağı futbolcunun yeterli özveri göstermemesi nedeniyle takımının küme düşmesi ve davacının sportif performansı olarak gösterilmiştir. Oysaki bir önceki paragrafta belirttiğimiz üzere futbolcunun performansına ve/veya kulübün elde ettiği olumsuz sportif sonuçlara dayalı olarak kulüp tarafından futbolcu aleyhine verilen para cezaları sırf bu nedenle geçersizdir. Bu kararda Yargıtay 13.HD. olayı sadece Talimatın 24.maddesindeki kulüp zorunluluğu bakımından değerlendirmiş olup, değindiğimiz hususa ilişkin bir değerlendirmede bulunmamıştır. 

[16] TFF Tahkim Kurulu E. 2011/221, K. 2011/245, T. 28.07.2011., TFF Tahkim Kurulu E.2011/264, K.2011/279, T.18.08.2011

[17] TFF Uyuşmazlık Kurulu E. 2011/105, K. 2011/345, T. 18.05.2011.

[18] TFF Uyuşmazlık Kurulunun, UÇK kararını düzelterek onamaya ilişkin kararının, 6.sayfasında 3. paragrafta  “futbolcunun fesih tarihi itibariyle sözleşme uyarınca ödenmemiş alacağı, 45.287 TL maç başı alacağından ibarettir. Kulüp tarafından verilen 27.000 TL para cezası ile tam olarak futbolcuya ödenmiş olan peşinatın Futbolcunun sözleşmeyi fesih ettiği tarihten sonrasına isabet eden 47.81 TL’lık kısmı dikkate alındığında Futbolcunun fesih tarihi itibariyle ödenmemiş bir alacağının bulunmadığı anlaşılmaktadır” denmiş devamında 7. nolu paragrafta “futbolcunun fesih tarihinde ödenmemiş maç başı bulunduğundan sözleşmeyi usulüne uygun feshettiği kabul edilmelidir” denmiştir. UÇK’nın ardı ardına gelen iki paragrafında yer alan her iki değerlendirmesinin bir biri çelişmesi bir yana, bu iki değerlendirme bir arada kulübün futbolcunun alacağını, TFF Tahkim Kurulu tarafından geçerli kabul edilen para cezaları ile denkleştirmek suretiyle ödemeyi amaçladığının açık bir tespiti mahiyetindedir. Bu açık tespite rağmen TFF Tahkim Kurulunun, kulüp tarafından futbolcu aleyhine tatbik edilen cezayı geçerli ve orantılı olarak değerlendirmesine katılmamız mümkün değildir.

[19] Bu kararın esas, karar sayısı ile karar tarihi tarafımızca belirtilmemiş, futbolcu ve kulüp isimleri makaleye yazılmamış, karara konu gerçek alacak ve ceza miktarları karardakinden farklı olarak gösterilmiştir.

Kısaltmalar

a.g.e:Adı Geçen Eser

CAS :Court of Arbitration for Sport

DRC:Dispute Resolution Board

E.:Esas

FIFA :Fédération Internationale de Football Association

HD:Hukuk Dairesi

K.:Karar

md.:Madde

SCO:Swiss Code of Obligations

T.:Tarih

TBK:Türk Borçlar Kanunu

TFF:Türkiye Futbol Federasyonu

UÇK:Uyuşmazlık Çözüm Kurulu

v.:Versus

© Copyright

©2022 by mosturoğlu & çopuroğlu legal services.

bottom of page