İSVİÇRE FEDERAL MAHKEMESİ KARARINI VERDİ: FIFA UYUŞMAZLIK ÇÖZÜMÜ GERÇEK BİR TAHKİM DEĞİL
İsviçre Federal Mahkemesi (“Federal Mahkeme”), daha önce birçok defa yetki sorununa ilişkin uyuşmazlıklara dair verdiği kararlar ile gündeme gelmişti. Geçmişte, Spor Tahkim Mahkemesi’nin (“CAS”) yetki alanına ilişkin verilmiş birçok karar mevcut olsa da, Federal Mahkeme bu defa yeni bir tartışmayı gündemine aldı: Tarafların tahkim merci olarak sözleşmede doğrudan CAS’ı kararlaştırmış oldukları ne anlama gelir? CAS’tan önceki yargılama merci olan FIFA uyuşmazlık çözüm organlarının yargı yetkisi var mıdır ve bu organlar nasıl nitelendirilmelidir?
Federal Mahkeme önüne gelmiş olan uyuşmazlık konusu esasen birden çok iş sözleşmesinin ve bu iş sözleşmelerinin ödenmemiş maaşlar sebebiyle sporcular tarafından feshedilmesine ilişkin olmakla beraber, öncelikli olarak uyuşmazlığa bakmaya dair yetkiye ilişkin birtakım sorular gündeme getirilmiştir.
Bahsi geçen uyuşmazlık kapsamında, FIFA Uyuşmazlık Çözüm Kurulu (“DRC”), sporcuların iddialarını kabul etmiştir. DRC tarafından verilmiş olan bu karar, kulüp tarafından CAS’a götürülerek temyiz edilmiştir. Kulüp, DRC tarafından verilmiş olan kararın, DRC’nin uyuşmazlığa bakmaya dair yetkisi olmaması gerekçesiyle iptalini veya uyuşmazlığa ilişkin yeniden karar verilmesi için dosyanın tekrar FIFA önüne gönderilmesini talep etmiştir.
CAS Panel’i, her zaman olduğu gibi, uyuşmazlığın esasına girmeden önce, CAS’ın ve CAS’ın önüne getirilen kararı vermiş olan FIFA organının (FIFA Uyuşmazlık Çözüm Kurulu - “DRC”) uyuşmazlığa bakmaya dair yetkisinin olup olmadığını değerlendirmiştir. CAS Paneli, verdiği ara karar ile kulübün temyiz talebini kısmen kabul etmiş, FIFA DRC’nin uyuşmazlığa bakma yetkisinin olduğuna karar vermiş ve FIFA tarafından verilmiş olan kararı bozarak tekrar görülmek üzere FIFA önüne geri göndermiştir. Bunun üzerine, kulüp, CAS tarafından verilmiş olan kararın bozulması için, DRC’nin uyuşmazlığa bakmaya yetkisi olmadığına ilişkin karar verilmesi veya uyuşmazlığa dair yeni bir karar verilmek üzere dosyanın tekrar CAS önüne gönderilmesi talebiyle İsviçre mahkemelerinde yargı yoluna başvurmuştur. Kulüp’ün, İsviçre Mahkemeleri önüne getirdiği iddiasının temeli, CAS’ın DRC tarafından verilen karara ilişkin temyiz mercii değil uyuşmazlığa bakmaya yetkili birincil tahkim kurulu olduğu esasına dayanmıştır.
Federal Mahkeme, Oyuncunun Kulüp için profesyonel bir futbolcu olarak çalıştığı ve ödenmemiş maaşları ve tazminatları talep ettiği için, Oyuncuların Statüsü ve Transferine İlişkin FIFA Düzenlemelerinin (“RSTP”) 22(b) maddesi uyarınca CAS Panelinin kararını onamıştır.. iş sözleşmesinin bir sonucudur. Ayrıca, RSTP madde 24(3) uyarınca FIFA DRC'nin kararlarına karşı CAS'a itiraz yolunun açık olduğunu da belirtmiştir. Özetle, Federal Mahkeme, tarafların arasında akdetmiş oldukları sözleşmenin, DRC’nin yetkisini dışladığını ve CAS’ın birinci derece uyuşmazlık çözüm kurumu olarak belirlendiğine ilişkin iddiayı reddetmiştir.
Ancak daha da önemlisi, Federal Mahkeme, FIFA tahkim organlarının gerçek yargı yetkilerine sahip “tahkim mahkemeleri” değil, yalnızca kararları ilgili federasyonların iradesinin somutlaşmış örnekleri olan dahili karar alma organları olduğu yönündeki konumunu yinelemiş bulunmaktadır.
Yukarıdaki değerlendirmeler ışığında, taraflar arasındaki tahkim sözleşmesinin (veya tahkime ilişkin sözleşme şartının), tarafların FIFA DRC gibi olası dahili prosedürleri değil, CAS dışındaki diğer tahkim kurumlarının yargı yetkisini dışladıkları şekilde yorumlanması gerektiği sonucu çıkarılmaktadır.
Yorumlarımız:
Kulüpler ile sporcular arasında akdedilen sözleşmelerin hazırlık aşamasında ve bu sözleşmelerden doğacak olası uyuşmazlıkların çözüm sürecinde, doğrudan CAS’ı yetkili kılan bir maddenin, FIFA DRC’nin yetkisini dışlamadığını göz önünde bulundurmak gerekecektir. FIFA’nın, menajerleri içeren uyuşmazlıklara ilişkin çözüm kurulu olarak öngördüğü Agents Chamber’ın da önümüzdeki süreçte kurulması beklendiği düşünüldüğünde, sportif sözleşmelerden doğan uyuşmazlıkların tek basamak ile sonuca kavuşturulmasının bundan böyle mümkün olamayacağını görmekteyiz. Sürecin iki basamaklı olması her ne kadar hukuk güvenliği ve denetlenilebilirlik adına tarafımızca olumlu bir gelişme olarak değerlendirilse de, sürecin uzaması ve elde edilmesi beklenen sonuca ulaşmanın zorlaşması, adil yargılama ve etkili adalet sistemleri açısından birtakım endişeler uyandırmaktadır.
Kararın tamamı için: https://www.swissarbitrationdecisions.com/atf-4a-492-2016#:~:text=More%20importantly%2C%20however%2C%20it%20reiterated,will%20of%20the%20federations%20concerned